Yuğ nedir?

Orta Asya Türkleri kültür ve inancında cenaze törenine “Yuğ” denir. Aynı zamanda tarihte yuğ kelimesine yoğ ya da yığ adı da verilmektedir.

Cenaze töreni anlamını taşıyan yuğ kelimesi aynı zamanda cenazelerde yenilen yemek anlamına da gelmektedir. Ağıt ile anlamlı olarak kimi kaynaklarda belirtilmiş olsa da yuğ yalnızca okunan ezanı değil aynı zamanda yapılan töreni de ifade etmektedir.

Cenaze merasimi sırasında yani yuğ sırasında agu , sagu , yuğu adı verilen koşuklar ezgili bir biçimde okunmaktadır. Bütün bunların hepsi de ölünün arkasından yaşanan acının dışa vurulmasının bir kanıtı ya da göstergesidir.

İslam dini yas sürecinin uzatılmasını ve kendine zarar verecek şekilde dövünmeyi yasaklamıştır. Cenaze merasimleri yeryüzündeki tüm kültürlerde büyük öneme sahiptir, çünkü bilinmeyen bir diyara yapılan bu yolculuk her zaman gizemini korumuştur. Türk cenazelerinde ölü bir çadıra konur ve at, sığır veya koyun kurban edilirdi. Daha sonra atlarla çadırın çevresinde dokuz kez dolaşılırdı. Böylece ölünün ruhunun gökyüzüne çıkacağına inanılırdı.

Ölü gömüldükten sonra da mezarının başında heykelcikler dikilir ve öldürdüğü düşman sayısı kadar taş konulurdu. Bu taşlara da “balbal” adı verilirdi. Yuğ tarihte ağıt ile eş anlamlı olarak kimi kaynaklarda belirtilmiş olsa da yuğ yalnızca okunan ezanı değil aynı zamanda yapılan töreni de ifade etmektedir.

Yog töreni

Eski Türkler ölü için yapılan cenaze törenine yog adını verirlerdi. Yog törenine, bizzat ölünün kendisinin de katıldığı kabul edilrdi. 6. yüzyıldan kalma Çin kaynakları yog töreni hakkında şu bilgileri vermekteler: “Ölüyü çadıra koyarlar. Ölünün oğulları, torunları, erkek-kadın öteki akrabaları atlar, koyunlar keserler, çadırın önüne sererler.

Yog’a katılanlar, ölünün içinde bulunduğu çadırın çevresinde atla yedi kez dolaşırlar. Çadırın kapısının önünde bıçakla yüzlerini yaralarlar. Bu işi yedi kez yinelerler. Belirlenen günde, ölünün atı (kesildikten sonra) ile eşyalarını yakıp külünü ölünün mezarına gömerler. Baharın ölenleri güzün, otlar ve yapraklar sarardığında gömerler.

Güzün ya da kışın ölenleri ise, çiçekler açıldığında, baharın gömerler. Defin gününde, ölünün akrabaları, tıpkı yakınlarının öldüğü günde yaptıkları gibi at üzerinde gezer ve yüzlerini keserler. Mezar üzerine yapılan binanın duvarlarına ölünün resmini, yaptığı savaşların resmini çizerler. Bu ölü yaşarken bir düşman öldürmüş ise mezarın üstüne bir taş koyarlar. Kimi ölülerin mezarlarında bu taşların sayısa yüze, hatta bine dek çıkar”.

Yog töreni bittikten sonra ölü sahibi, yoga katılanlar için yemekli bir şölen verirdi. Bu yemeğin adı ise ölü aşı idi. Aynı geleneği bugünkü Türkler’de yaşatmaktadır. Mesela Anadolu Türkleri, bir kişinin ölümünden sonra lokma yapıp konu komşuya dağıtırlar. Kimi yörelerde lokma yerine başka yiyecekler dağıtılmaktadır. Manas Destanı’nın Han Kögütey’in yogu ile ilgili olan bölümünde bu ölü aşına ve yog törenleri hakkında başka bilgilere de rastlanmaktadır.

Manas Destanı’nında şöyle der: “ Benim gözlerim yumulduğunda (=öldüğümde) gövdemi kımız ile yıkayın. Etlerimi kemiklerimden keskin kılıç ile sıyırın. Bana zırhımı giydirin. Başıma doğuya doğru koyun. Mezarıma gelen kadınlara kumaşlar dağıtın. Kara Sart, türbemi yapsın; kullanacağı tuğlaları aaaaen keçi yağı ile terbiyelesin. Aşımı verin.”

Yog töreninda ağlayan kişilere Eski Türkçe’de sıgıtçı adı verilirdi ki bunun bugünkü Türkçe’si ağlayıcı’dır. Eski Türkler’de en geçerli kurban at ve günümüz Türkleri’nde olduğu gibi koç idi. Yug törenlerinde atın yanında koç kurbanına da rastlanmaktadır. En eski Türk boylarından biri olan Ti-e-lê’lerde, yog töreninde koç kurban edilirdi. İslam öncesinin yog adlı cenaze törenleri üzerine en çok bilgi Kök Türkler’den elde edilmiştir.

Kök Türkler’de yog töreninde, ölenin akrabalarından her biri koç ve at kurban ederek, cesedin bulunduğu çadırın önüne getirirlerdi. Ölünün külleri gömüldükten sonra üzerine taşlar yığılarak bir höyük (kurgan) yapılır, bu höyüğün başına da bir direk dikilirdi. Direğe ise kurban edilen atların başları ve derileri asılırdı ki buna bugünkü Altaylılar baydara, Yakutlar ise tabık adını verirler.

Kök Türkler’de görülen bu gelenek, Hunlar’dan önceki Chou-Türk Devleti’nden beri bozkır Türk topluluklarında yaşamakta idi. 10. yüzyılda Türk ülkeleri hakkında bilgiler veren İbn Fadlan’ın anlattığına göre baydara, ölünün üzerinde uçmag’a yani cennete gideceği attır.

Sözlükte "yuğ" ne demek?

1. Eski türklerde ölüler için yapılan tören.

Yorumlar

Bu sayfa ait yorum bulunamadı. İlk yorum yapan siz olun.

Yorum ekle

Vazgeç